TEKİRDAĞ İL MİLLÎ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ

Bakan Özer, 24 TV'de Eğitim Gündemini Değerlendirdi

  Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, 24 TV canlı yayınında eğitim gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak Melik Yiğitel'in sorularını yanıtladı. 
Bakan Özer, 24 TV'de Eğitim Gündemini Değerlendirdi

Bakan Özer'in açıklamalarından öne çıkan bazı başlıklar:

Bakanlık olarak 2022-2023 eğitim öğretim yılı hazırlıklarına, bir önceki dönem kapandıktan 1 hafta sonra İstanbul'da başladık.

Amacımız, Millî Eğitim Bakanlığı olarak son 1 yılda atmış olduğumuz adımları geliştirdiğimiz eğitim politikalarını değerlendirmek, ikincisi ise eğitim öğretim yılına hazırlığımızı erken başlatmak.

Artık yardımcı kaynaklarının konuşulmadığı, okulların tüm ihtiyaçlarının giderildiği, herkesin hazırlıklarının tamamladığı bir 2022-2023 yılı eğitim öğretim yılı başlangıcı yapmak istedik ve çok başarılı bir süreç geçti.

Her yıl ders kitapları ücretsiz dağıtılıyor, buna ilave bir politika gerçekleştirdik ve yardımcı kaynakları da ücretsiz dağıttık. Yardımcı kaynak aldırma ile ilgili yaklaşımlar artık tarih olmaya başladı.

Tüm okullarımıza 60 bin temizlik görevlisi istihdam edildi ve bu personelimiz, okullar açılmadan bir hafta önce görevlerine başladı.

1 Eylül'deki 20 bin öğretmen atamamızla eğitim ailemizi güçlendirdik.

Okul yönetimleriyle velilerimiz arasında "kayıt-bağış" ilişkisi kurulmasın istedik ve ilk kez bu yıl, eğitim öğretime hazırlık kapsamında okullarımıza doğrudan 3 milyar 900 milyonluk bütçe gönderdik. Bu, okul iklimlerini o kadar değiştirdi ki süreç, sahada çok güzel karşılık buldu.

Bütçeyi okullarımıza doğrudan aktarma çıkışımız, okullar arası imkân farklılıklarını minimalize edip azaltarak "eğitimde fırsat eşitliği"ni yakalama noktasında müthiş bir enstrüman oldu.

Bu, nihai bir bütçe değil; ihtiyaç doğdukça okullarımıza bütçe göndermeye devam edeceğiz.

Ülke olarak eğitimde son 20 yılda yaşadığımız devasa dönüşümleri yeterince algılayıp takdir ettiğimizi zannetmiyorum.

En temel zenginliğimiz olan beşeri sermayemizi, yani insan kaynağımızı %100 oranda eğitimle buluşturmamız gerekiyor.

Son 20 yılda eğitim sistemi demokratikleşti. Kız çocuklarının okullaşma oranları arttı. Hatta yükseköğretimde erkek çocuklarının okullaşma oranını geçti. 

Bu büyüme sağlanırken aynı zamanda kaliteyi sürekli iyileştirebilmek kolay değil. Türkiye, işte bunu başardı. Bir taraftan öğrenci sayısını artırıp sistemi kitleselleştirirken PISA ve TIMSS gibi uluslararası öğrenci başarı araştırmalarından görüyoruz ki kaliteyi de iyileştirdik.

19 milyonun üzerinde öğrenci, 1,2 milyon öğretmenin olduğu bir eğitim sistemi... 150'ye yakın ülkenin toplam nüfusundan fazla öğrencimiz var. 

Eğitimin Dönüştürülmesi Zirvesi

Eğitimin Dönüştürülmesi Zirvesi'nin ilk ayağı UNESCO'nun ev sahipliğinde Paris'te oldu. Sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın da katılımıyla New York'ta zirve yapıldı. Oradaki amaç, Kovid-19 salgınından sonra tüm dünyada eğitim sistemlerini yeni meydan okumalara karşı dayanıklı kılmak için neler yapılabileceğini değerlendirmek. 

O zirvede şunu gördük: Kovid-19 salgını, eğitim sisteminde çok ciddi maliyetler üretmiş. Hem bu maliyetleri azaltmak hem de yeni meydan okumalara karşı eğitim sistemini şimdiden güçlendirmeyle ilgili; işte eğitim içeriklerinin dijitalleştirilmesi, öğretmenlerin yeni becerilerle desteklenmesi, eğitimde fırsat eşitliğinin güçlenmesi, mesleki eğitiminin rayına oturması, iklim değişikliği ve çevre bilincinin eğitim sistemleri içinde daha fazla yer bulmasıyla ilgili önerilerin olduğu geniş kapsamlı bir zirve oldu. Şunu gördüm: Önerilen tüm alanlarda biz aslında çok önemli mesafeler almışız. Yani öğretmenlerin mesleki gelişim eğitimleriyle, yeni becerilerle donatılmalarıyla, meslek eğitiminin güçlendirilmesi, eğitimde fırsat eşitliğinin güçlendirilmesiyle ilgili... Bahsedilen konularda önemli mesafeler alıp çok iyi noktalara geldiğimizi görmekten büyük mutluluk duyduk. 

Öğretmenlik Meslek Kanunu

Öğretmenlik Meslek Kanunu 60 yıllık bir özlemdi. Eğitimle ilgili tüm platformda da zikredilen öğretmenlere mahsus bir kanunun olması hep bir özlemdi. İşte bu özlem 14 Şubat 2022 tarihinde yayımlanan 7354 sayılı Öğretmenlik Meslek Kanunu ile giderildi. 

Bu sadece bir başlangıçtır. Önemli olan bir kanun olmasıydı. 60 yıllık özlemin giderilmesi bu anlamda yenidir. Sonra yeni haklarla sürekli genişleyecek olan bir kanundur. Eğer bir kanununuz olmazsa o zaman oraya atıf yapacağınız, iyileştirme yapacağınız bir alanı bulamazsınız. Bu anlamda bu gerçekten çok önemli. Bu, yirmi yıllık eğitimdeki bu dönüşümün aslında taçlandırılmasıdır. 

Kariyer basamakları sistemi orijinal bir sistem değil. 2004 yılında Hüseyin Çelik Bakanımız zamanında bu, denendi zaten. 2004 yılında Temel Eğitim Kanunu'nda ve 657 Sayılı Kanun'da bazı değişiklikler yapılarak 'adaylık, öğretmenlik, uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik' sistematiği ilk defa o zaman kurgulandı. Bununla ilgili sınavlar yapıldı. Yani 90 binin üzerinde uzman öğretmen sistemde vardı, 338 de başöğretmen vardı sistemin içinde. O tarihlerde sınav yapıldığı zaman hiç duydunuz mu 'öğretmenlerin itibarına dokunuyor, öğretmenlere nasıl sınav yapılabilir? Hepimiz uzman öğretmeniz, hepimiz başöğretmeniz.' diye şikâyet duydunuz mu? Hayır. 

Ülkemizin devlet memurları sistematiği içerisinde sınavsız hiçbir kariyer sistemi yok. Bu sınav öğretmenlerin öğretmenlik yeterliliğini yapmaya matuf yapılan bir sınav değil. Öğretmen olarak girmiş zaten. Bu, sadece o uzman öğretmenlerin almış olduğu 180 saatlik eğitimin değerlendirmesi. Tezli veya tezsiz yüksek lisans yapanlarla doktora yapanlar bu sınavlardan muaf...

2004 yılındaki düzenlemede kota vardı. Öğretmenlerinin belli bir oranında uzman öğretmen sistemin içerisine enjekte edilebiliyordu. Şimdi kota yok.

Eğitim programına başlayan 606 bin 185 öğretmen, yani bu öğretmenlerin yüzde 99'u dokuzu eğitimlerini tamamladı. Bu öğretmenlerin tamamı sınavda başarılı olursa tamamı hangi sınava başvurduysa ya uzman öğretmen olacak ya başöğretmen olacak. Yani bir kota da yok.

Bizim sahada gördüğümüz izlenimler sınavdan ziyade sınav nasıl olacak? Bu kaygıyı da azaltmak için zaten örnek soru kitapçıklarını yayınladık. Öğretmenlerimiz rahatladılar. Bu konu bağlamından çıkartıldı. Siyaset süreçlerin içerisine girdi, troller süreçlerin içerisine girdiği manipülasyon yapıldı.

Başvuruları 3 Ekim 2022 tarihine kadar devam eden uzman ve başöğretmenlik yazılı sınavı 19 Kasım Cumartesi günü yapılacak. 345 bin 732 öğretmen uzman öğretmenlik, 42 bin 561 öğretmenimiz de başöğretmenlik sınavı için başvurmuş. 

Sosyal medyadaki algıyla sahanın gerçekliği farklı. Sosyal medyaya baktığınız zaman problem olarak gördüğümüz şeylerin sahada karşılığı olmadığını biliyoruz. Bazen de sosyal medyada problem olmayan şeylerin belki sahada problem olduğunu görüyoruz. Önemli olan sahadaki durum. O nedenle ben ve arkadaşlarım sürekli sahadayız. Öğretmenlerimizi dinliyoruz. İlk kez okul yöneticileriyle tüm illerde değerlendirme toplantısı yapıyoruz, hem konuşuyoruz hem eleştirilerini alıyoruz. Süreçleri birlikte yönetmeye çalışıyoruz. Bizim derdimiz, kitleselleşme evresini tamamlayan eğitim sisteminin kalitesini hep birlikte artırmak.

Kariyer sisteminde asla bir ayrıştırma yok. Sistemde zaten 75 bin uzman öğretmen ve 90 başöğretmen vardı. Uzman öğretmen ve başöğretmen derse girdiği zaman ders yükü değişmeyecek. 

Bizim amacımız öğretmenlerin mesleki gelişimlerini sürekli güncellemek ve onları desteklemek. Öğretmenlik Meslek Kanunu da bunlardan biri.

Kariyer uygulaması her yıl tekrarlanacak. Öğretmenlerimiz yüksek lisans ve doktora yapmaya başlayacaklar, yönelimleri artacak. 

Tersine göçle beraber köydeki okullarımızı tekrar aktif hale getirelim istedik.

Okul öncesi eğitim bizim bu dönemdeki en önemli önceliklerimizden bir tanesi.

20 bin çocuğunuz anaokullarıyla, okul öncesi eğitimiyle buluştular.

İlkokul açma şartını değiştirdik. İlkokulların açılabilmesini kolaylaştırdık. 

En önemli değişik olarak köy okullarının olduğu binalarda halk eğitim kurslarını açmaya başladık. Halk eğitim merkezlerini kurduk. Yani ilk kez köyde yetişkinle çocuğunun veya torununun bir arada aynı çatıda eğitim aldığı bir alan oluştu. Onun için de okul demedik, köy yaşam merkezi dedik. 

12 Eylül'e kadar 1500 tane köy yaşam merkezini aşma hedefimiz vardı. Şu anda 1700'ü geçtik. 

Ekimin ikinci haftasına kadar 2bin tane köy yaşam merkezini aktif hale getirmeyi düşünüyoruz. 

Okul öncesi eğitim aslında eğitimdeki eşitsizliklerin başlangıç noktası. İlkokul, ortaokul, lisedeki okullaşma oranı yüzde 90'ların üzerine geçirebilirsiniz ama okul öncesi eğitimde aynı istikrarı sağlayamazsanız o başlangıçtaki eşitsizlikler, eğitimin ilerleyen kademelerinde varlığını sürdürmeye ve okullar arası farkı olarak önünüze çıkmaya devam eder. 

Kaliteyi sürekli iyileştirmek ve eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmek için okul öncesi eğitimi güçlendirmek gerekir. Çünkü okul öncesi eğitim sadece bilişsel becerileri değil. Bilişsel olmayan, psikolojik, sosyal, duygusal gelişimlerini de etkileyen en önemli eğitim kademelerinden bir tanesi. 

Türkiye tüm alanlarda çok iyi mesafe almasına rağmen 3-5 yaştaki okullaşma oranları OECD ortalamasının altındaydı. Onun için dedik ki biz de bu alana yatırım yapalım. 

Türkiye'de 2 bin 782 tane anaokulumuz vardı, 3 bin tane yeni anaokulu yapalım diye yola çıktık. 

Odaklandığınız zaman eğitim sisteminde çözemeyeceğiniz hiçbir problem yok. 

Şu ana kadar 1710 tane bağımsız anaokulu yaptık, 11 bin 50 tane de ana sınıf açtık. 

5 yaştaki okullaşma oranı yüzde 78'den yüzde 90'a çıktı. 

Bu projeye başlamadan önce İstanbul'da beş yaşta okullaşma oranı yüzde 45 idi, şu anda yüzde 87. Ankara'da yüzde 42 idi şu anda yüzde 84. İzmir yüzde 55 idi şu anda yüzde 92. 

Giresun'da beş yaştaki okullaşma oranı bu projeye başlamadan önce yüzde 25 idi şu anda yüzde 98. Siirt'te yüzde 33 şu anda yüzde 90. Erzurum yüzde 38 şu anda yüzde 97. Bu, eğitim sistemine gerçekten müthiş bir katkı sunacak.

Düşünün yüzde 11 okullaşma oranının olduğu bir eğitim sistemi düşünün beş yaştaki. Yani 100 çocuktan 11 gidecek 3-5 yaş arasında. Geriye kalan büyük bir çoğunluk gitmeyecek. Ama ilkokula başladıkları zaman gidenle gitmeyen arasında çok ciddi bir fark ortaya çıkacak. 

Bunu tamamladığımız zaman üç-beş yaştaki okullaşma oranlarını OECD ortalamasına getirdiğimizde artık eğitim sistemi daha güçlü olacak. Eğitimde fırsat eşitliği çok daha sağlam zeminde ilerleyecek.

Aile en kritik alanımız. Halk eğitim merkezi üzerinden ailelere sürekli eğitim veriyoruz. Ayda 1 milyon aileye ulaşmaya başladık ve bunun yüzde 70'i kadın. 3 binin üzerinde kurs desteği veriyoruz.

Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayesinde Aile Okulu Projesi'ni yaptık. Kültürel değerler, aile içerisinde iletişim, çocuklarımızın madde bağımlılığı, internet bağımlılığı ile nasıl mücadele edilebilir, çevre bilinci gibi bir sürü konuda 44 saatlik aile okulu eğitimi hazırladık ve bir ay gibi sürede 137 bin aileye ulaştık. 2022 yılı sonuna kadar hedefimiz bir milyon.

Biz sadece çocuklarımızı değil, okul ortamını değil, aynı zamanda onların velilerini de sürekli farklı mekanizmalarla destekleyerek bir bütünlük içerisinde süreçleri yönetmeye çalışıyoruz. 

Biliyoruz ki aile ortamı, aile ortamında yaşananlar öğrencilerimizin, çocuklarımızın akademik başarısını doğrudan etkiliyor. O ortamları ne kadar güçlü hale getirebilirsek ne kadar sağlıklı, barışçıl ortamlara dönüştürebilirsek ve eğitim seviyesini ne kadar artırabilirsek bu eğitim sistemimiz bundan o kadar müstefit olacak.

100. Yıl Mahallesi İnci Sokak No 17.19/1 59100 Süleymanpaşa/TEKİRDAĞ - 0 282 261 21 20 / 261 20 11 / 261 20 77 / 261 08 36 / 261 53 79

MEB © - Tüm Hakları Saklıdır. Gizlilik, Kullanım ve Telif Hakları bildiriminde belirtilen kurallar çerçevesinde hizmet sunulmaktadır.